EPİDURAL ANESTEZİ NEDİR?


Epidural (peridural) anestezi ya da sık bilinen adıyla “ağrısız doğum”, doğum eyleminde veya sezaryan operasyonunda ağrı hissini ortadan kaldırmak için kullanılan özel bir bölgesel anestezi şeklidir. Genel anesteziden farkı anne adayının işlem esnasında uyanık olması ve etrafında olup bitenleri tümüyle algılamasıdır. İstenmeyen etkiler açısından genel anesteziye göre oldukça güvenli bir yöntemdir.

Epidural anestezi veya “belden uyuşturma” bölgesel bir anestezi şeklidir ve hem normal doğumda, hem de sezaryen ile doğumda başarıyla uygulanmaktadır.

Topluca “epidural anestezi” adıyla bilinen bu anestezi şeklinin aslında 3 adet uygulama şekli bulunmaktadır:

1-saf epidural anestezi –normal doğumda ve sezaryende

2-spinal anestezi yalnızca sezaryende

3-epidural-spinal veya diğer adıyla kombine anestezi yalnızca sezaryende uygulanan anesteziye verilen isimdir.

Nasıl uygulanır?

Epidural anestezi çok ince bir kateter yardımıyla belden epidural saha adı verilen bölgeye girilmesi ve buraya lokal anestezik maddeler verilmesi şeklinde uygulanır. Anestezi doktoru anne adayı yan yatar veya oturur pozisyondayken elinin baş parmağıyla yaptığı muayene neticesinde uygulanacak bölgeyi belirler ve bu bölgeyi antiseptik maddelerle bakterilerden arındırır. Takiben iğnenin batırılacağı yerdeki cilde önce anestezik madde enjeksiyonu yaparak asıl epidural iğnesinin girilmesi esnasında oluşacak ağrı hissini azaltmayı hedefler.

Takiben asıl anestezi iğnesi anestezinin cinsine göre saf epiduralde yalnızca epidural aralık adı verilen bölgeye (bu bölge omuriliğin dış zarıdır), spinal anestezide beyin omurilik sıvısının bulunduğu boşluk içine, kombine anestezide ise iki bölgeye birden yerleştirilir ve iğnenin içinden anestezik madde enjekte edilir.

Spinal ve kombine anestezi, ıkınmada gerekli kasları da uyuşturduğundan sadece sezaryende uygulanırken saf epidural anestezi hem normal doğumda hem de sezaryen ile doğumda uygulanır.

Epidural anestezi ile sezaryende anestezi etkisinin başlaması için 15-30 dakika beklenirken spinal ve kombine anestezide etki hemen başlar.

Anne adayı yan yatar ya da oturur durumdayken belde iğnenin girileceği bölge antiseptik (“mikrop öldürücü”) maddeyle silinir. Daha sonra oldukça ince bir iğneyle epidural aralığa girilerek anestezik ve analjezik ilaçlar verilir. İlaçlar tek dozda verilebileceği gibi genellikle kalıcı bir kateter yerleştirilerek gerekli durumlarda anestezik madde takviyesi yapılır. Takviye için geliştirilmiş ve belli aralıklarla kateterden ilaç verilmesini sağlayan otomatik pompalar mevcuttur. Bazı durumlarda anestezi doktoru bu ilaçları belli aralıklarla kendisi vermeyi tercih edebilir.

Epidural kateter. Bu kateterin bir ucu epidural sahada sabit bir şekilde durur. Diğer ucu ise ya belli aralıklarla manuel olarak anestezik madde takviyesi yapmak için bir enjektöre bağlıdır, ya da sağ yanda görülen ve belli aralıklarla otomatik olarak ilaç veren infuzyon pompasına bağlıdır.

Nasıl etki eder?

Vücudun tüm organlarında ağrı reseptörleri (ağrı algılayıcılar) adı verilen yapılar vardır. Bunların amacı vücuda zararlı olabilecek bir etkeni (sıcak, soğuk, yaralanma, organların iltihaplanması gibi) ağrı hissi uyandırma yoluyla beyne haber vermektir. Beynin ağrı merkezi ağrıyı algıladığında otomatik olarak zararlı etkenden kurtulmak için önlem alır (ateşe dokunulduğunda elin refleks olarak çekilmesi, vücudun bir yerinde ağrı duyulduğunda doktora başvurulması gibi).

Ağrı reseptörleri ağrılı uyaranı algıladıklarında ilk önce sinir lifleri yardımıyla omuriliğe, buradan da beynin ağrı merkezlerine haber ulaşır ve ağrı hissi oluşur. Epidural anestezi uygulandığında ağrılı uyaran omuriliğe ulaşır, ancak iletiyi daha yukarılara götüren lifler “uyuşarak” iletme özelliklerini geçici olarak yitirdiklerinden ağrı hissi oluşmaz. Bu ise doğum eyleminin birinci evresinde rahim kasılmalarının verdiği ağrıyı, ikinci evresinde de bebek doğum kanalında ilerlerken ve doğarken etraf dokularda gerilme ve baskı sonucu oluşan ağrıyı ve nihayet doğum kesisi (epizyotomi) açılan durumlarda epizyotominin açılması ve tamiri esnasında duyulan ağrıyı gidermede oldukça etkilidir.

Bölgeye verilen anestezik maddenin cinsi, yoğunluğu, iğnenin batırıldığı yer ve anne adayının pozisyonu (baş aşağı doğru eğilmiş, yatay, baş yukarıda gibi) verilen maddenin dağılmasını ve vücutta uyuşan bölgenin genişliğini önemli oranda etkiler.

Epidural anestezide “uyuşan” (ağrı hissi ortadan kalkan) bölgeler T10 (onuncu göğüs kafesi (Thoracal) omuru)-L2 (ikinci bel (Lumbar) omuru) arasında kalan dermatom (vücudun “coğrafi” ağrı bölgelerine verilen isim) bölgelerdir. Uygun dozlarda kullanıldığında motor lifler (yani kasların çalışmasını sağlayan sinir lifleri) “uyuşmadığından” anne adayı kendini “felç olmuş” gibi hissetmez ve bacaklarını bir kısıtlama olmaksızın hareket ettirebilir.

Spinal ve kombine anestezide ise bacak kasları geçici bir süre hareket ettirilemez durumdadır.

İğne girildikten sonra önce bir test dozu uygulanarak ilaca duyarlılık ve allerji belirtileri aranır, damariçi ya da subaraknoid bölgeye (beyinomurilik sıvısının (spinal sıvının) bulunduğu bölge) girilmediğinin garanti altına alınması için tam doz vermeden önce bunlara ait belirtiler aranır. İğnenin doğru yerde (epidural alanda) olduğundan emin olunduktan sonra tam doz verilerek enjeksiyon işlemi tamamlanır. Bölgeye yerleştirilen kateter yardımıyla belli aralıklarla manuel olarak ya da otomatik infuzyon pompası yardımıyla ilaç takviyesi yapılır.

Avantajları nelerdir?

Epidural anestezi normal doğumda uygulandığında ağrılı olan doğum kasılmalarını gidermede oldukça etkilidir ve daha konforlu bir normal doğum yapılmasını sağlar.

Sezaryende uygulandığında ise genel anesteziye göre risklerinin belirgin bir şekilde az olması yanında anne adayının bebeğini ilk doğduğu dakikalarda görmesine ve emzirmesine olanak sağlar ve yine doğum sonrası yerinde bırakılan kateterden verilen ağrı kesici maddeler annenin doğum sonrasını ağrısız ve böylece daha konforlu geçirmesine önemli katkılarda bulunur.

Yine sezaryenin gerekli olduğu ancak anne adayının kısa süre önce yemek yediği durumlarda genel anestezi riskli olabileceğinden epidural çok avantajlı olabilir.

Hangi durumlarda uygulanmaz?

Bu anestezi şeklinin uygulanmasının sakıncalı olduğu durumlar çok azdır ve çoğu durumda başarıyla uygulanabilir.

Doğumun acilen gerçekleşmesinin zorunlu olduğu durumlarda çoğu durumda daha hızlı uygulanabilmesi nedeniyle genel anestezi tercih edilir.

Uygulamaya bağlı ne gibi sorunlar oluşabilir?

Epidural uygulamalarında uygulama esnasında en büyük ancak az görülen sorunlardan biri anestezinin başarısız olmasıdır ve bu durum özellikle hamilelikte çok aşırı kilo almış anne adaylarında ortaya çıkabilir. Yine beldeki çeşitli sorunlar teknik olarak epidural uygulamasını zorlaştırabilir. Bu tür durumlarda normal doğumda alternatif ağrı kesme yöntemlerine, sezaryende ise genel anesteziye geçiş yapılır.

Epidural uygulandıktan sonra en sık karşılaşılan diğer iki sorun tansiyon düşmesi ve bulantı hissinin ortaya çıkması olup anestezi doktorunun aldığı önlemlerle geriye döndürülebilir.

Epidural ve özellikle de spinal ve kombine anesteziden sonra karşılaşılan sorunlardan biri de 24-72 saat sonra ortaya çıkan baş ağrısıdır. Bu ağrının nedeni iğnenin uygulandığı bölgeden işlem sonrasında beyin omurilik sıvısının sızmaya devam etmesidir. Bu durum saf spinal uygulamalarında daha sık ortaya çıkmakla beraber günümüzde kullanılan ince çaplı iğneler neticesinde daha az görülür ve ortaya çıktığında daha kısa sürede düzelir hale gelmiştir. Durum çoğu zaman birkaç günde kendiliğinden düzelmektedir.

Epidural kelimesini duyan her anne adayının korktuğu “sakat kalma” yani felç olma durumu ise tecrübeli anestezi doktorlar tarafından uygulandığında son derece ender görülen bir durum haline gelmiştir.

Epidural anestezinin doğum eyleminin seyri ve bebeğin sağlığı üzerine olumsuz bir etkisi varmıdır?

Kullanılan ilaçlar kana çok az geçtiklerinden ve geçseler de plasentadan geçip bebeğe ulaştıklarında kısa sürede parçalandıklarından bebek üzerinde olumsuz bir etki beklenmez. Yine de epidural uygulandıktan sonra en az 30 dakika boyunca bebek kardiotokografi ile dikkatlice izlenir.

Epidural anestezinin uygulanmaya başlanacağı zaman çok önemlidir. Gerçek doğum eylemi başlamadan önce uygulanan epidural doğum eyleminin düzenini bozabilmektedir. Anne adaylarının gerçek doğum eyleminden önce ağrı duymaları durumunda epidural uygulanamaz, ancak gerekli durumlarda huzursuzluğu ve ağrıyı gidermek için çok gerekli olduğunda bazı ilaçlar verilebilir. Epidural anestezi uygun zamanda başlandığında doğumun birinci evresinin süresi üzerine etki etmez.

Ancak epidural uygulamalarında en sık gözlenen durum doğumun ikinci evresinin uzamasıdır. Bu durum anne adayının etkili ıkınabilme özelliğinin azalmasına bağlıdır. Doğum eyleminin aşırı uzaması durumunda doğumun vakum, forseps ya da sezeryanla gerçekleşmesi gerekebilir.

Epidural anestezi kimlerde uygulanmaz?

Bu anestezi şekli aktif kanaması olan, aşırı kanama ya da diğer nedenlere bağlı tansiyonu düşük olan, kullanılacak anestezi maddelerine allerjisi olan, iğnenin batırılıacağı bölgede enfeksiyonu olan, nörolojik hastalık şüphesi olan, trombosit sayısı 100.000 altında olan anne adaylarında ve burada bahsedilmeyen bazı ender durumlarda uygulanmaz.

Anne adayının istememesi de diğer bir uygulanmama nedenidir.

Ağır preeklampsi durumlarında ise anestezi uzmanları arasında görüş farklılıkları bulunmasına karşın çoğu durumlarda başarıyla uygulanır.

Kaynak: http://www.gebelik.org


Reklamlar
Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s