İnternet Haberleri

Bir mucizenin belgeseli

Acı, kan, dehşet ve sonunda mutluluk. Sizi müthiş bir serüvene davet ediyoruz…

27 Mayıs 2008 Salı, 11:40:00

Bir melek düşünün… Bambaşka bir dünyadan sadece sizin için özel olarak ışınlanıyor… Üstelik çok da uzun bir süre içerisinde değil sadece 9 ay 10 günlük bir yolculuktan sonra elinize konuveriyor birden… Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan hayatınıza giriveriyor bu melek… Ve insanoğlunun aklı hala ermiyor bunun nasıl bir mucize olduğuna…
Şimdi sizi bu mucizenin belgeseline davet ediyoruz. Bebekler artık ilk doğum anında ağlamıyor, objektiflere gülümseyerek başlıyor hayata… Artık aile albümlerini doğum macerasının fotoğrafları da süslüyor. Doğum ve fotoğraf dedik… Bundan 10 sene önce olsaydı aile büyükleri şiddetle karşı çıkardı, şimdilerde ise Türkiye’de yeni bir sektör oldu…

GÜLSÜM USTA ERGİL’İN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

HABERTURK.COM’dan Begüm Çelikkol 6 yıldır doğum fotoğrafçılığı yapan Gülsüm Usta Ergil ile sizin için görüştü ve bu mucize belgesiyle ilgili çeşitli bilgiler topladı…

Gülsüm Usta Ergil bu işi Antalya’da yürütüyor ve doğum anının tarif edilemez bir duygu olduğunu söylüyor. Ergil, denklanşöre her basışında fotoğrafladığı bebeği sanki kendi bebeğiymiş gibi hissediyor…

Bundan 10 sene öncesinde doğum fotoğrafçılığı gibi bir sektör yoktu. Yeni bir sektör. Siz nasıl başladınız bu işe? Ne kadar zamandır bu işi yapıyorsunuz? Sonuçta doğum anı ve o anı fotoğraflama… Yan yana gelebilecek bir şey değil bizim toplumumuzda…

Gülsüm Usta Ergil: Bundan 10 sene önce evet böyle bir sektör yoktu. Türkiye için oldukça yeni bir sektör ama yurt dışında uzun yıllardır var olan bir sektör. Ben o zamanki adıyla Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Görsel Sanatlar Anasanat Dalı, Fotoğraf Bölümü mezunuyum. Eğitimimden sonra yurt dışına çıktım İngiltere’de belli periyotlarla kaldım ve Doğum Fotoğrafçılığıyla burada tanıştım. Daha sonra Türkiye’ye dönünce arkadaş dost tanıdıkların doğum fotoğraflarını belgesel bir bakışla yorumlamaya başladım. Bu profesyonel bakış açısı ama amatör ilgi Amerika’ya gidip dönene kadar devam etti. Yaklaşık 6 senedir büyük bir zevk alarak ve iş olarak profesyonel anlamda bu işi yapmaktayım.

Doğum Fotoğrafçılığı yanlış yorumlanıyor ülkemizde. Belkide her önüne gelenin, her eline makine alanın bu işi yapmaya soyunmasından kaynaklanıyor bu bilemiyorum. Benim profesyonel görüşüm kesinlikle bu işin eğitimini almış kişilerin yapabileceği bir iş bu. Her şeyden öte doğum gerçekten mahrem bir olay ve bu mahremiyete saygı duymak gerekiyor. Objektifinizi yönelteceğiniz açı hiç bir zaman kimsenin mahremiyetine saldırı şeklinde olmamalı. Sonuçta ben bebeğin ilk fotoğraflarını çekiyorum annenin doğum belgeselini yapmıyorum. Onun için ben prensip olarak asla doğum anını görüntülemiyorum doğum sonrası benim görevim başlıyor ameliyathanede. Bir diğer konuda doğum gerçekten kanlı bir olay bazen görüyorum bazı doğum fotoğrafları çekmiş kişileri bu görüntüleri renkli işliyor o şekliyle veriyorlar hatta bu görüntülerle alakasız mekanlarda sergi bile açanlar var. Sizce bu mahremiyete ne kadar saygı? Ben ve benim gibi düşünen arkadaşlarım internet sitelerinde yayınlarken bile bu görselleri izinlerle ailenin izin verdiği görselleri sadece yayınlıyoruz.

Genelde ilk istek kimden geliyor? Anneden mi, babadan mı?

Gülsüm Usta Ergil: İlk istek genelde anneden geliyor. Bebeği karnında 9 ay taşıyan doğumu gerçekleştiren anne olduğu için o anın ölümsüz olmasını istiyor. Sonuçta ilk hatıra bebegine.

Ne kadar sıklıkla doğuma giriyorsunuz?


Gülsüm Usta Ergil:
Haftada girilen doğum sayısı çok değişken oluyor. Bir de ben 2 sene önce İstanbul’dan Antalya’ya yerleştim burada kimse hala bilmiyordu, ‘Doğum Fotoğrafı nedir?’, ‘Doğum Fotoğrafçısı kimdir?’… İnanın hastaneler bile ameliyathanelerine sokmuyorlardı haklı olarak çünkü böyle bir sektör yoktu burada. Artık böyle bir sorun yok. Onlarda gördüler ki steril alanlar konusunda bilgili biri var karşılarında, mahremiyete saygı gösteriyor ve sorun kalmadı. Ekibin bir parçasının da “Doğum Fotoğrafçısı” olduğunu kabul ettiler.


Doğum… Hem mutlu bir olay hem de görüntü açısından pek çoğumuzun korkabileceği bir durum. Siz orada bu olayın tanıklığını yaparken neler hissediyorsunuz?

Gülsüm Usta Ergil:
Tarif edilmez yaşamak lazım gibilerinden klasik bir söz vardır inanın bu söze çok uyuyor. Tarifi imkansız inanılmaz güzel bir duygu. Her doğum da hala ilk doğuma girerkenki heyecanımla giriyorum. Anne adaylarıyla aramızda doğum öncesinde çok özel bir bağ oluyor ve orada o ameliyathanede sanki bir bütün oluyorsunuz. Doğan sizin bebeğinizmişçesine heyecanlanıp annesiymişcesine deklanşöre basıyor ancak bir annenin görmek isteyebilegi o çok özel anları onun gözünden görüp belgeliyorsunuz.

Anneler doğum anında neler hissediyor? Buna tanıklık etmek iyi bir heyecan olmalı?

Gülsüm Usta Ergil:: Annelerin doğum anlarındaki ortak hisleri endişe. Bebekleri için endişeleniyorlar hemen hepsi bana dönüp soruyorlar “bebeğim iyi mi?” . Bende ellerini tutup iyi olduğunu söylediğimde gözlerinde o rahatlamayı görmek inanılmaz bir mutluluk. Orada sizden güç aldıklarını da hissediyorsunuz. Tabi bu da ayrı bir mutluluk.

İşinizi 3 kelimeyle tarif edebilir misiniz?

Gülsüm Usta Ergil: Kelime değil de bir cümle kurmayı tercih ediyorum. Bir mucizenin belgeseli…

Peki aile büyüklerinin doğum anını fotoğraflama işine nasıl bir tepkisi oluyor ya da babaların?


Gülsüm Usta Ergil:
Aile büyükleri genelde çok ılımlı yaklaşıyorlar. Heyecanlanıyorlar hatta. Bazen babalara Doğum Fotoğrafçılığını anlatmak gerekebiliyor. Ama doğru kişiyle karşı karşıya olduklarında inanın çok kolay ikna oluyorlar.

Peki hiç kötü, zor bir doğumla karşılaştınız mı?

Gülsüm Usta Ergil:
Hayır. Hiç kötü ya da zor doğumla karşılaşmadım. Sonuçta anne adayları doğum öncesinde aylarca doktorlarına gidiyorlar öyle riskli bir doğum olup olmayacağı önceden zaten belli oluyor doktorları uyarıyor. Bana hiç kötü ya da zor bir doğum denk gelmedi. Gerçekten doktorlarımız çok iyiler.

Hiç ünlü birini çektiniz mi?

Gülsüm Usta Ergil: Elbette girdiğim ünlü kişiler oldu. Fakat kimin doğumuna girdiğiniz o kişi ile aranızda kalması gereken birşey. Eğer çektiğiniz kişi açıklamak isterse açıklayabilir doğrusuda budur. Benim gözümde o ameliyathanede herkes aynı.

Bu işin kazancı nasıldır? Sizin çektiğiniz fotoğrafların fiyatları nasıl?

Gülsüm Usta Ergil: Bu işin maddi kazancından çok manevi kazancı çok daha fazla beni mutlu ediyor.  Ben iki ayrı paket uyguluyorum iki paketin fiyatları farklı farklıdır. Anne baba adaylarıyla doğum öncesinde yaptığımız konuşmalarla hangi paketin uygulanacağına karar veriliyor.

Evli misiniz bilmiyorum ama evli değilseniz siz doğum yaparken o anın fotoğraflanmasını ister misiniz?

Gülsüm Usta Ergil: Evliyim ve 14 yaşında bir oğlum var. Onun zaten daha sınırlı sayıda fotoğraf içerse de böyle bir albümü var. Ve en sevdiği en değer verdiği fotoğraflarıdır onlar.

Annemin beni dünyaya getirdiği andaki fotoğrafları olsun isterdim. Annemle paylaştığım ilk anlar, babamın kara kızım hoşgeldin dediği anlar, beni ilk kez öpüp kokladığı anların fotoğrafları olsun isterdim…

HABERTURK.COM/ Begüm Çelikkol     http://www.haberturk.com/saglik/haber/76617-bir-mucizenin-belgeseli

 

O “Dünyanın en masumları” dediği bebeklerin dünyaya “merhaba” deyişini ölümsüzleştiriyor.

İLK FOTOĞRAF 

O “Dünyanın en masumları” dediği bebeklerin dünyaya “merhaba” deyişini ölümsüzleştiriyor.

13 Şubat 2013 – 09:25

İLK FOTOĞRAF

Röportaj: Seval ÜLKER

Günler, geceler, aylar süren bir heyecandır beklenen. Küçücük bedenler koskoca sevinçler yaşatır. Hayaller kurdurtur, hedefler koydurtur. Hayatımıza anlam katar bir başka kalbin içinizde attığını bilmek. İlk başlarda çok uzun gelen, fakat bir bakmışsınız gelip çatmasıdır aradan geçen 9 aylık süre anne baba adayları için. O 9 ayın sonunda kucağa almak ise bir bebeği, en büyük mutluluk, hayatın en özel günü.

O “Dünyanın en masumları” dediği bebeklerin dünyaya “merhaba” deyişini ölümsüzleştiriyor.
Antalya’da doğumhanelere girerek doğum anını ve dünyaya gelen bebeğin ilk fotoğraflarını çeken Egril’le sohbet ettik. Ergil, yaptığı işin verdiği heyecanı bizlerle, sizin için paylaştı. Bunun için, doğum fotoğrafçılığı üzerine sohbetimizi gerçekleştirmek üzere, Türkiye’nin ilk doğum fotoğrafçılarından biri olan Gülsüm Usta Ergil ile ofisinde buluştuk.
Aynı zamanda, Doğum fotoğrafçılığı alanında Türkiye’de ders veren Ergil sorularımızı içtenlikle yanıtladı.
Doğum Fotoğrafçılığı nedir?
Amerika’da ortaya çıkan bir şey. Ama orada biraz farklı. Fotoğraf çekimlerine nikahtan başlanır ve çocuğun belli bir yaşa kadar ki doğum günleri, özel günlerini de içerir. Doğum fotoğrafçılığı belli bir dalı gibi sayılabilir. Annenin doğum odasına girdiği anda başlıyor ve çocuk doğup annesinin kucağına verilene, odasına alınana kadar sürüyor.
Bu mesleği yapan Antalya’da aşağı yukarı kaç kişi var?

Biz bu işe 4 kişi başladık. Şuan Üniversitede yetişenlerle beraber 15-20 kişi vardır. Ama   herkesin bu işe ne kadar hâkim olduğu  sorgulanabilir.

 Doğum fotoğrafçılığı yapmaya nasıl karar  verdiniz? Sizi cezbeden neydi?
 Birkere çok hümanistim. İnsanları çok  seviyorum. Yine aynı şekilde pet fotoğrafçılığını da Türkiye’ye ben getirdim. Ama hala çok bilinen bir şey değil. Hayvanları da insanları da çok seviyorum. Doğum fotoğrafçılığına başlama nedenim bu oldu. Çünkü insan var içinde. İnsanın en masum, en saf şekli de bebekler ve çocuklar. Güzel anları çekiyorsunuz ve bu size daha çok pozitif enerji veriyor. O yüzden güzel bir şey.
Doğum Fotoğrafçılığının Türkiye’deki yeri ne şuanda sizce? Aileler nasıl bakıyor?
Biz 2000’li yıllarda Türkiye’ye getirdiğimiz zaman bilinmiyordu. Özellikle İstanbul başta olmak üzere yavaş yavaş öğrenilmeye başlandı. Artık İzmir, İstanbul, Ankara çok iyi biliyor. Ben Antalya’ya 5-6 sene önce geldiğimde hiç kimse bilmiyordu. Bunu hastanelere anlatabilmek için epey çaba harcadım.

Doğum için hazırlıklar yapılıyor ve bu aşamada sizinle de görüşmeler sağlanıyor. Anne ve babalarda gözlemlediğiniz tepkiler nasıl?

Anneler çok daha istekli oluyor. Bebeklerinin dünyaya ilk geldiği anda cazip geliyor. Ama babalar çok iyi anlayamıyor bu olayı. Çünkü fotoğrafların nereye kadar ulaşacağı konusunda bilgileri yok. Ben özellikle bu konuda bilgi veriyorum, anlatıyorum. Daha önce anne baba olmuş ailelerin bakış açıları da olumlu oluyor.

Mesleğinizin ençok hangi tarafını seviyorsunuz?

Anne doğuma girdiğinde çok heyecanlı oluyorlar. Onların o anlarını görüntülemek çok güzel. Çocuk doğduktan sonra başka dünyaya geçiyorlar. O anlara tanık olmak harika. Bu mesleğin ençok bu tarafını seviyorum. Yani, insanların yaşadıklarını kendilerine gösterme şansımız var. Bebek doğuyor ve anne ile ilk göz göze gelmesine şahit oluyorsunuz. Harika bir duygu.
Bir doğuma giriyorsunuz ve doğum odasında bir mahremiyet söz konusu. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Öğrencilerimize de gösterdiğimiz, bizim de uyguladığımız birsürü kural var. En başta, 2 insanın hayatı söz konusu. Gerekli özenin gösterilmesi önemli tabi ki. Oranın kurallarına uymak gerekiyor. Yüksek sesle konuşmak, gülmek olmaz.
 Şuana kadar, yaşadığınız ilginç bir anınız var mı işiniz esnasında?
Hayır olmadı. Çünkü, çalışmış olduğum ve doktorlar çok iyi.Sadece bir keresinde, doğumdan sonra küveze giren bebekler oldu ve ben fotoğraf çekmeyi bıraktım. 1,5 – 2 ay küvezde kaldılar. Şuan aileyle hala görüşüyorum ve bebekler çok sağlıklı.
Özel hastanelerin yanı sıra Devlet hastanelerinde de doğumlara giriyorsunuzdur. Devlet hastanelerinde başınıza böyle olaylar çok geliyordur?
Evet orada daha fazla rastlıyoruz bu tür üzücü durumlara. Ama bu doktorlardan değil de anne adaylarının düzenli gebelik muayenelerini olmamalarından ileri gelen bir şey.

Doğum Fotoğrafçılığı, henüz Türkiye’de yeni yeni duyulmaya başlandı. Belki de haberdar olmayan birçok insan var. Bu meslekle ilgili sıkıntılarınız ne peki?

Bu işin eğitimi alınmalı mutlaka. Bu yapacak olduğunuz veya yaptığınız mesleğe saygıdır. Mesleği eğitimini almadan yapan çok insan var. Biz ilk başladığımızda, eline makineyi alan ‘ben doğum fotoğrafçısıyım’ diye ameliyathanelere girmeye başlayınca çok sıkıntımız oldu. Maalesef üniversitelerde bu mesleğin bölümü olmadığı için dernekte kursanız, kurum da kursanız bu sorunun önüne geçmek biraz zor.
Hiç ünlü bir ismin doğum fotoğrafçılığını yaptınız mı?
İstanbul’da da, Ankara’da da yaptım. Ama biraz önce anlattığım etik kurallar açısından isim vermem çok yanlış olur.
Sizin ayrıca bir özelliğiniz var. Doğum fotoğrafçılığı üzerine üniversitede ilk ders veren kişisiniz. Ne zamandan beri bu dersi veriyorsunuz?
Yaklaşık 4 senedir Akdeniz Üniversitesi’nde bu dersi veriyorum. Türkiye’de şuan için ilk ve tekim.
Hangi fakülte peki?
Güzel Sanatlar Fakültesi, Fotoğrafçılık Bölümü 4. Sınıf öğrencilerine veriyorum. Öğrencilerin bu dersi almaları için bir alt yapı gerekiyor çünkü.
Bu meslek henüz Türkiye’de çok bilinmediği için, sizin öğrencilerinize öğreteceğiniz şeyler çok önemli. Doğum fotoğrafçılığı konusunda ilk öğrettiğiniz değer nedir?
Mahremiyete saygı. Derse girdiğim zaman ilk anlattığım ve öğrencilerimin dikkat etmesini istediğim konu mahremiyet konusudur.
Erkek öğrenciler derse giriyor mu?
Evet bu dersi alan 3-4 öğrencim var. Fakat bunlar doğuma giremiyor. Bunlar İstanbul dışında çalışacaklarsa, şuan için söylüyorum, bu mesleği yapmaları çok zor.
Doktorların doğuma girebildiği gibi, ilerleyen zamanlarda erkek doğum fotoğrafçıların doğuma girmeleri mümkün olabilir mi?
Aslında olması gereken bu. Türkiye’de çok yeni olduğu için aileler çok sıcak bakmıyor henüz bu konuya. O yüzden benim derse ilk girdiğimde söylediğim şey mahremiyete saygı oluyor.
Derslerin pratik aşaması nasıl oluyor?
Öğrencilere teorik bilgilerin yanı sıra, doğuma girip pratik yapma şansı veriliyor tabiî ki. Sonuçta, bu işi yapacak olan öğrenciler her türlü koşula hazırlıklı olmalı. Yanımda ben doğum odasına alıyorum onları.
Doğuma girdiğinizde fotoğraf çekmek korkutmuyor mu? Ya bir şeyler yolunda gitmezse?
Ameliyathaneler çok küçük yerlerdir ve herkesin hareket alanı bellidir. Eğer siz o ekibin bir parçasıysanız, o ekibin bir parçası gibi davranmalısınız. Bu iş ticari bakılacak bir iş değil. Hiç başımıza gelmedi ama, girdiğiniz doğumda sıkıntı yaşanabilir. Bir şeyler ters gidebilir. Eğer hala deklanşöre basmaya devam ediyorsanız ekibin dikkatini dağıtırsınız. Bu benim sözleşmemde de vardır mesela. Böyle bir anda fotoğraf çekmeyi bırakmalı fotoğrafçı ve hiç fotoğraf çekmeden ameliyathaneden çıkmalıdır. Ben ailelere bunu izah ediyorum.
Önce sağlık, sonra işiniz gelir.
Reklamlar
Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s